Genç Yetişkinlik Dönemi Uyum Sorunları (20-35 yaş)

Genç Yetişkinlik Dönemi Uyum Sorunları (20-35 yaş)

“Bu dünyaya ne yapmaya geldiğimi sorarsanız… Cevabım şu olacak: ‘Hayatımı yüksek sesle yaşamak için buradayım.’ ” (Emile Zola)

Gelişim süreci düz bir çizgiye benzetilirse, bu düz çizginin ortalarına denk gelecek olan dönem genç yetişkinlik dönemidir. Bu dönem de içindeki zorluklarla, farklılıklaşmalarla biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarda sorunları da beraberinde getirmektedir.

Genç yetişkinlik döneminin zaman aralığı incelenecek olursa bazı kuramcılara göre 22-35 yaş, bazılarına göre 20-30, bazılarına göre de 20 ile 40 yaşına kadar olan süreç olarak ele alınmıştır.

Yaşam dönemlerindeki değişimler, bireysel farklılıklara bağlı olarak tutumları ve davranışları, hayattaki rollerimizi yeniden şekillendirmektedir.

Bizlerin de yaşamın her alanında ve döneminde uyum sağlaması gereken birtakım noktalar ve görevler var. Bu uyumu sağlayamadığımız veya öyle düşündüğümüz takdirde, kendimize olan güvenimiz zedelenebilir ve beklentiyi karşılayamayabiliriz. İşte bu tip problemler uyum sorunları olarak adlandırılmaktadır.

Çok çalkantılı ve zor bir dönem olan genç yetişkinlik dönemi de beraberinde bazı uyum problemlerini ortaya çıkarmakta.

Peki genç yetişkinlik dönemi uyum sorunları nelerdir?

Kimlik Keşfi

Bir kimliğin gelişimi, ilk ve en zorlayıcı aşamalardan biridir. Bu dönemdeki anahtar soru ise: “…. ben kimim ve nereye gidiyorum?” sorusudur.

Bu dönemde birey hayatına yön vermeyi ve bir şeyler başarabilmeyi amaçlamaktadır. Birey bu dönemde benliği açısından bir boşluk yaşamakta ve bu boşluğu doldurmak için cevaplar aramaktadır.

 

Seçenekler Dönemi

Genç yetişkinlik döneminde yaşanan sorunlardan bir diğeri ise istikrarsızlıktır. Sürekli gözden geçirilen seçimlerin hakim olduğu ve yapılan seçimlerin yerini başka seçimlerin aldığı bir dönemdir.

İstikrarsız seçimlerle beraber bireyin kendisini ön plana koyduğu, kendi odaklı olduğu bir gelişim dönemidir. Bu dönemde başkalarına yönelik yükümlülükler taşıma baskın değildir. Günlük yaşamları daha fazla kendi odaklı olmaktadır. A’dan Z’ye birçok şeyi ne zaman, nasıl yapacaklarına kendileri karar vermektedirler.

Yetişkinliğe geçiş sürecinde yüksek umutlar ve büyük beklentilerin olmasıyla da bir olasılıklar çağıdır.

Özetle; yetişkinliğe geçiş sürecinde en belirgin ayırt edici özellikler olarak; kimlik keşfi, istikrarsızlıkların yer alması, kendi odaklı olma ve olasılıklar dönemi olması yer almaktadır.

Eğitim ve Kariyer Yolculuğu

Genç yetişkinlik döneminde bir diğer uyum sorunu ise bireyin eğitim ve iş hayatıdır. Genç yetişkinlik döneminde keşkeleri azaltacak belirleyici yaşam görevlerinden ilki eğitim ve kariyer hayatıdır. Eğitimde ve kariyerde bireyin ilgi ve yetenekleri önemli olmakla beraber, bunlardan daha fazla ön plana çıkan faktörler arasında ailenin ve yaşanılan ülkenin de koşulları etkili olabilmektedir.

Ailenin beklentisi, toplumun koşulları, bireyin eğitim ve iş hayatı da olmak üzere tüm alanında gerek iyi gerekse kötü etkisi olan bir durumdur. Genç birey bu beklentileri karşılayamadığı veya uyum sağlamakta zorlandığında kendinde psikolojik bir baskı meydana gelir ve bu da ilerki seviyede intihara neden olur. Bu yüzden çok dikkatli bir yaklaşım sergilenmesi gerekmektedir.

Romantik İlişkiler

“Ah bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.” (Shakespeare)

Yetişkinlik yolculuğundaki kimlik keşfinde merkezi bir role sahip, önemli bir etmen de romantik ilişkilerdir. Bu bireyin kimlik keşfinde yönlendirici olabileceği gibi aynı zamanda bireyi kötü etkileyerek sorunlar yaşamasına neden olan bir etmendir.

Genç yetişkinler bu dönemde partnerin değer ve ilgisini içerecek şekilde kimliklerini yeniden tanımlamaktadırlar.

Bu dönemdeki bir bireylerin, bir partnere sürekli bağlılık geliştirme, duygu ve düşünce eğilimi bulunmaktadır.

Erikson’un kuramına göre bu yaşlar “yakınlığa karşı yalnızlık” dönemine denk gelir.

Bir romantik ilişkiden ve partnerden neler konusunda ve bir ilişkide kendilerinin nasıl bir partner olduğuna dair fikir edinirler.

Genç yetişkinler bu süreçte yakınlığı başlatma ve sürdürmeyi öğrenmenin yanı sıra bir ilişkiyi sonlandırma konusunda da tecrübe edinerek bir ilişkide nelerin olması veya olmaması gerektiğini anlamlandırmaktadır.

Cinsellik

Genç yetişkinlik döneminde yaşanan uyum sorunlarından başka bir tanesi de kimlik keşfinde önemli faktörlerden biri olan romantik ilişkilerle meydana gelen cinsellik konusudur.

Bu dönemde, genç yetişkinlerde kısa süreli cinsel ilişki eğilimi sıklıkla görülür. Her iki cinsiyette de bu ilişki tarzının tercih edilmesinde cinsel istek, cinsel tecrübe, fiziksel haz alkol kullanımı gibi faktörler etkili olmaktadır.

Bu yaş döneminde tek seferlik takılmalar (hook sex) ve herhangi bir bağlılık ve duygusal yatırım olmaksızın deneyimlenen gündelik cinsellik (casual sex) olarak adlandırılan cinsel ilişki tarzı da görülmektedir.

Bu cinsel birliktelik aynı zamanda bazı hastalıkların da ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu tür hastalıklara maruz kalmamak çin mutlaka korunmalı bir ilişki yaşanmalı. Bu tür birleşmelerden dolayı da HIV/AIDS, frengi, bel soğukluğu vs. gibi cinsel hastalık riskleri de beraberinde artmaktadır.

Bu dönemde cinsel birlikteliklere çoğu zaman alkol de eşlik etmektedir .Kimi zaman rahatlatıcı olması amacıyla, kimi zamanda mitlerin devreye girerek alkol kullanımının cinsel birliktelik için hazır bulunuşluğu olan aday izlenimi vermesi de söz konusu olabilmekte ve beraberinde bir mazeret görevi de görebilmektedir.

Yalnızlık

Genç yetişkinlik döneminde deneyimlenen uyum sorunları sadece romantik ilişkiler bağlamıyla sınırlı kalmamaktadır. Bu dönemde bireyin kendini genel olarak tatmin edici ilişkiler içerisinde hissetmemesi ve yalnız hissetmesi de uzun vadede bir uyum sorunu olarak kendini göstermektedir.

Yalnızlık ne zaman bir risk haline dönüşmektedir? Hiç düşündünüz mü?

 

Yaş aralığı bazında değerlendirildiğinde 16-24 yaş arası bireylerin kendilerini daha yalnız hissettiği görülmüştür. Bu yaş grubunda kadınlar erkelere oranla kendilerini daha fazla yalnız hissetmektir.

Uzun süreli yalnızlık bireyin sağlık durumu ve işlevselliği içinde tehlike arz etmektedir lakin yaşın artmasıyla birlikte bireyin yalnızlığı azalır ve çevresine olan aidiyet duygusu gelişir. Bu sayede birey bulunduğu ortamda daha mutlu, sağlıklı ve işlevsel bir hal alır.

Evlilik

Eğitim hayatına başlama, beraberinde gelen aileden ayrılma sürecinin deneyimlenme şekli ve süresi ile iş hayatına geçiş ve beraberinde romantik ilişkiler derken akabinde yeni bir köklü değişim daha gerçekleşmektedir. Bu köklü değişim: “evlilik”.

Her ne kadar öncesinden belirli romantik ilişki deneyimleri yaşanmış olsa da şimdiye kadar sözü geçen tüm değişimlere, bireyin kendi ile ilgili yeni bir inşaya girişmesini sağlaması söz konusuydu.

Bu süreç de zaten genç yetişkinlerin önce kendi yaşamlarını şekillendirmesiyle başlamakta, sonrasın da ise evlenilmektedir. Fakat evlilik süreci deneyimlenirken yaşanılan coğrafyaya göre evliliğe atfedilen anlam ve baskı farklılaşmaktadır.

Kentsel bölgelerde evlilik daha çok planlanan bir konumdayken; kırsal alanlarda evliliklere daha doğal akışında olan bir durum bakış açısıyla yaklaşılmaktadır.

Geleneksel evlilik kadın ve erkek rollerinde belirgin bir bölünme içermektedir. Erkeğin rolü ailenin iyi oluşunu sağlamakken; kadının görevi ise eşinin ve çocuklarının bakımı ve ev düzenine yöneliktir.

Bağımlılık Riski

Genç yetişkinlik dönemi beraberinde özerkleşmeye beraber yeni seçeneklere yönelmeyi ve keşif sürecinin daha da ön plana çıkarmaktadır.

Bireyin yaşamında riskli davranışların daha da arttıran madde bağımlılığı ve oyun/internet bağımlılığı gibi bireyin kontrolünü kaybetmesine yol açabilen davranışlar devreye girebilir.

Madde kullanımı genç yetişkinlerdeki çeşitlilik özgürlüğün bir yansımasıdır. Sosyal kontrol eksikliği bu yıllarda kendi yaşamlarıyla ilgili ne yapmak istediklerine dair sıkı normların olmaması bu durumun yaşanmasında etkilidir.

Oyun/ İnternet Bağımlılığı

Bağımlılık risklerinde bir diğeri de internet bağımlılığıdır. İnternet bağımlılığında internet başında oyun oynayarak kendine bir alan yaratma ve çevre edinmenin yanı sıra sanal ortamın bireyin ayağına getirdiği ve günlük hayatında gerçekleştirmekte günlük çektiği imkanlar da bulunmaktadır.

Genç yetişkinler bu ortamda birbirlerinden spontane olarak terapötik destek alabilmekte cinsel tercihlerine yardımcı olabilecek seçeneklere ulaşabilmektedirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir