Kader nedir

Kader Nedir? İslama Göre Kader Nedir?

İslam’a göre kader nedir? Sorusu, sorgulama evresindeki birçok kişinin aklına gelmiştir. Bu yüzden burada önce bu temel soruyu cevaplandırıp sonrasında 2 örnekle netleştireceğiz.

İslam’a göre kader; Allah’ın olmuş ve/veya olacak her bir şeyi Allah’ın yine kendi ilmiyle bilmesidir. Yani Allah’ın ezelden ebede kadar olmuş ve/veya olacak bütün şeylerin yeri, zamanı, özelliği, niteliği, niceliği vs. daha sayamadığımız her bir şeyi en ince detayına kadar bilmesi anlamına gelmektedir. Kaza kavramı ise kaderin gerçekleşmesini ifade eder.

Farklı bir deyişle kader; Allah’ın, tüm insanların kendi hür iradeleriyle yapmayı seçtiği şeylerin nerede, ne zaman, nasıl ve ne şekilde gerçekleşeceğini bilmesi ve kulun özgür iradesinin seçimleri doğrultusunda, zamanı geldiği vakit Allah’ın dileyip yaratmasıdır.

Muhtemelen bu tanımları okudukça insanın kafası karışıyor. Bunu anlayışla karşılıyorum. Özellikle daha önce hiç bu kavramları sorgulamamış biri için açıklaması daha zor görünebilir. Bu sebeptendir ki kader kavramını 2 örnekle açıklayacağız. Birinci örneği Numan Ali Khan’ın bir videosunda izlemiştim. Bu örneği hatırladığım kadarıyla ve yeni eklentiler yaparak aktarmaya çalışacağım.

kader nedir  kader nedir    kader nedir

ÖRNEK 1:

Bir parti verildiğini farz edelim ve bu parti için A ve B listesi olmak üzere 2 adet davet listesi hazırlanmış. A listesi meçhul bir liste. Bu listede kimlerin partiye geleceği yazıyor ama bu isimleri partiyi veren kişi dışında hiç kimse bilmiyor. B listesi ise herkese açık. İnsanlara bazı şartlar koşuluyor ve bunları yaptıkları müddetçe B listesine gidip adlarını yazdırabilecekleri söyleniyor. Şimdi bu partiye gelmek isteyen biri olarak elinizde 2 seçeneğiniz mevcut ya isminiz A listesinde yazıyor ve partiye gidebileceksiniz (unutmayın ki bu listedeki isimleri hiç kimse bilmiyor) ya da size verilen şartları yerine getirip B listesine gireceksiniz. Bu sayede partiye katılma hakkını kazanırsınız.

Partiye gerçekten gitmek isteyen birinin yapacağı ilk şey olarak siz de muhtemelen B listesine girmek için çabalardınız değil mi? Pekala B listesine adınızı yazdırıp partiye gittiğinizde A ve B listelerini kontrol ettiğinizi düşünün ve sonrasında şunu fark ediyorsunuz; A listesinde adı yazan herkesin ismi B listesinde de mevcut. Partiyi veren şahıs ilmiyle kimlerin gelip gelmeyeceğini biliyordu ve bu yüzden böyle bir liste hazırlamayı diledi. Şimdi parti dışından veya içinden birisi şunu diyebilir mi; Partiye gelmeyenler senin yüzünden gelmedi?

İşte Allah’ın kimin cennete kimin cehenneme gideceğini ilmiyle bilmesi(kader) de buna benzer. Allah herkesin akıbetini A listesine yazmıştır ve bu meçhul listeyi O’ndan başka hiç kimse bilmiyordur. Bir diğer listeyse açıktır. Şunları şunları yaparsan cennete girebilirsin denilerek B listesine adınızı yazdırabileceğiniz söylenmiştir. Ama Allah zaten A listesini çoktan hazırlamıştır ve kimlerin gelip gelmeyeceğini biliyordur. Kısaca Allah size seçme hakkını vermiştir ama sizin zaten neyi seçeceğini önceden biliyordur. Peki ya Allah’ın önceden bilmesi sizin özgür iradenizi etkiliyor mu? Hayır, seçimlerinize göre örneğin; B ye adını yazdırmamayı tercih eden yine sizsiniz ve Allah bunu bilerek adınızı A listesine eklemiyor. Burada suçlu tamamen sizsiniz. Hala anlaşılmadıysa bu sefer çok daha yaygın ve anlaması daha kolay olan bir örneği aktararak konuyu kapatacağız.

 

ÖRNEK 2:

Bir dağın başında piknik yaptığınızı varsayalım. Siz pikniğinizi yaparken 2 tane aracın karşılıklı olarak birbirilerine doğru süratle yaklaştıklarını görüyorsunuz. Yanınızdaki arkadaşınıza diyorsunuz ki; “Bu araçlar böyle giderse 30 saniye sonra çarpışırlar.” Ve araçlar gerçekten 30 saniye sonra çağrıştığında arkadaşınız size dönerek bu araçların çarpışacağını zaten biliyordun yani bu kazayı sen yaptın deseydi tepkiniz ne olurdu? Burada arabaları siz vermiş olsanız hatta yolu da siz yaptırmış olsanız sonuç yine değişmeyecek çünkü o 2 kişinin hür iradeleriyle arabayı sürmeyi ve o yoldan gitmeyi tercih etmeleri sonucu çarpışma gerçekleşti.

İşte yine bu örneğimizden de anlıyoruz ki bir şeyi bilmek onun sebebi olmak demek değildir. Yani Allah’ın kimin birini öldüreceğini, kimin cehenneme veya cennete gideceğini vs. bilmesi Allah’ın suçlu olduğu anlamına gelmez. Dikkatinizi çekerim ki bu saydıklarımız tek bir farkla anlam kazanıyor; ÖZGÜR İRADE devreye girdiği müddetçe! Elinizde özgür irade bulunduğu müddetçe siz birisini öldürürseniz suçlu sizsinizdir ve Allah bu sahneyi sizin tercihiniz sonucu yaratmayı diler.

Aslında İslam’ın kavramları burada da birbirini tamamlıyor. Şöyle ki; kader kavramıyla anlıyoruz ki Allah olacak olayları biliyor ve yaratıyor. Sonra peki bu olacak olayları tercih eden yaratıklar kim sorusuna karşılık aldığımız cevap; “Özgür irade sahibi insanlar” oluyor. Sonra diyoruz ki pekala bir cinayet gerçekleşti ve özgür irade sahibi insan sırf öldürmeyi tercih ettiği için Allah o sahneyi yarattı ve o adam öldü. Ölen adamın hakkı ne olacak? Cevabı yine alıyoruz; “Ölen adam hakkını ahirette günahlarına kefaret olarak alacak. Öldüren adam ise cehennem de cezasını çekecek.”

Uzun olmasına karşılık açıklayıcı olduğunu düşündüğüm bir yazının sonuna geldik. Kader kavramı daha üzerine konuşulacak bir kavram olmasına rağmen elimden geldiği kadarıyla kısaltarak açıklamaya çalıştım. En doğrusunu Allah bilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir